Kibrit kutularını çok sevmemle ilgisi yok ama galiba içimde bir vicdan azabı var. Küçüklüğümde -9 yaşında falan- babamın kibrit kutusu koleksiyonu hep ilgimi çekerdi. Önceleri sadece resimlerine bakardım. İki tanesini çok net hatırlıyorum. Üzerinde Hacivat ve Karagöz olan, bir de üzerinde orman resmi olan… Belki yüze yakın değişik kutu vardı böyle. Ama ne yazık ki bazılarının içlerinde birkaç kibrit vardı. Ve ben maksadımı aşan işler yaptım o kutularla. Ateşle oynamayı çok severdim çünkü. Zamanla bu kibrit kutularını içlerindeki kibritlerle yaka yaka bütün kutuları bitirdim. Keşke elime şimdi geçseydi o kutular. Saklardım… Bazen internetten bulayım diyorum şöyle güzel kibrit kutusu resimlerini… Yok, olmaz öyle. Şimdi düşündüm de, bir babanın oğluna bırakabileceği en güzel şeylerden biri, bir koleksiyon veya aslında hiç maddi değeri olmayan basit bir eşya olabilir. Yeter ki eski günleri hatırlatsın.
Eski günlerin anısına gelsin bu kutu konsepti.

- None Found
« İhsan Oktay Anar’ın Son Romanı:Suskunlar | Evlerinin Önü Boyalı Direk - Öykü-Berk bir de Uğur Yücel »



