yazar arşivi

Hohner marka bir mizika.Çoğumuzun, çalınmasının kolay görülmesi, pratik olması ve harika bir sesi olması nedeniyle hep çalmayı isteyip durduğu ama çoğu kez medeni cesaretsizliğinden veya enstrüman satan esnafın “ya boşversene, sen kim bunu çalmak kim, adını bile bilmezsin sen bunun, mızıka değil bu harmonika!” diyeceğinden korktuğundan bir türlü ulaşıp çalamadığı müzik aletidir armonika. Halbuki korkmayıp bir yerden başlamak lazım. Dalmak lazım mağazaya, » yazının devamı… →

Bu insan evladı Giovanni Sollima’nın yeteneğine akıl sır erdirmek mümkün değil. Hele Part 2′ de çellodan çıkan ses… Tüylerini diken diken etmekle birlikte kemençenin tınısını da salar yüreğine.

» yazının devamı… →

Big (1988) - Tom HanksBu filmi kim bilir kaç defa seyrettim. Ama çevremdekilerin çoğuna sorduğumda bilmiyorlar. Tipik bir televizyon filmi havasında görünse de, Big (1988), Tom Hanks’in hanım evladı pozuyla posterini poster yapan ve Josh’un (Tom Hanks), oyuncak şirketinin ve mağazasının yaşlı sahibiyle mağazadaki dev piyanoyu ayaklarıyla tepe tepe çalmasıyla hala kanımı kaynatan, çocukluğumu bana unutturmayan filmlerin baş tacıdır. İlk defa, ilkokuldayken, kuzenim Melih’le gecenin bir vakti izlediğimizi hiç unutmam. Sonra da ne zaman denk geldiysem izledim. Sıradan bir konusu olabilir: Küçük olmasından şikayetçi bir çocuğun bir an önce büyümeyi dilemesi ve bir sabah uyandığında bir yetişkin bedenine sahip olması, annesinin tanımayıp evden kovması vs. şeklinde devam eder. Ama konu bu kadar güzel işlenince sıradanlığının ne önemi var. » yazının devamı… →

Organik MeyvecikUzun zamandır merak ediyorum organik tarım nedir diye. Araştırdım nihayet aklıma geldi de. Aslında adı gibi güzel birşeymiş. En özet haliyle, kimyasal gübre ve ilaç kullanılmadan, tamamen doğal bir şekilde tarımsal üretim yapmakmış. Organik tarımda, insan ve hayvan sağlığını bozmamak, su, toprak ve havayı kirletmemek öncelik olarak kabul ediliyormuş. Bir de entansif tarım varmış ki bunda öncelik sağlık, temizlik değil verimlilikmiş. » yazının devamı… →

Bu aralar bir boyalı direk çılgınlığıdır gidiyor. Gerçekten de çok harika bir yorum olmuş. grup inşallah aynı güzellikte parçalardan oluşan bir albüm yapar da biz de dinleriz. Ama boyalı direk denince değinmeden geçilmeyecek bir yorum daha var. Evet evet. Muhsin Bey filmindeki Uğur Yücel yorumu. Kendi sesiydi, değil mi?

» yazının devamı… →

Kibrit kutularını çok sevmemle ilgisi yok ama galiba içimde bir vicdan azabı var. Küçüklüğümde -9 yaşında falan- babamın kibrit kutusu koleksiyonu hep ilgimi çekerdi. Önceleri sadece resimlerine bakardım. » yazının devamı… →

Suskunlar - İhsan Oktay AnarDavut ile Eflatun’u tanımak, Asım’ın hayaletini İhsan Oktay Anar’ın eşsiz üslubuyla tahayyül etmek, musikiyi okumak, Neyzen Batın Hazretleri’nin mevlevihanesinde, dervişlerin nefesini hissetmek, Zahir hamamda ak pak olduğunda sanki hamama giren benmişim gibi güzel koktuğumu zannetmek, terennüm etmek kelimesinin güzel ve alçak sesle şarkı söylemek olduğunu öğrenmek bu romanı bana resmen yaşattıran sadece birkaç şey.

Mesnevi’den bir sözle başlar bu eser “Kulak eğer gerçeği anlarsa gözdür.”

Ben bir daha okuyana kadar Kalın Musa Efendi’ye benden selam söyleyin.