yazar arşivi

Yarın yine ofiste olacağım sabah. Bay x gelecek, masamda oturduğumu göre göre masana otur diyecek. Sakallarıma bakacak laf etmek için, babayı alacak… Üzülecek… Sakalı olsaydı da sabah sabah şunu civcirik böceği gibi ezseydim insanların içinde diyecek.

Bayan Y gelecek, bu iş yerinde ne kadar büyük işler yapsanız da, her zaman sizden 2 sene eski olacağım diyecek hiç böyle birşeyin muhabbeti açılmamışken. Aşağılık kompleksi var heralde arkadaşın.

Bay A gelecek, haftasonumu nasıl geçirdiğimi soracak, daha ben başlamadan kendi haftasonunu anlatacak.

Bayan N gelecek, iltifat bekleyecek… Babayı alacak. Ağzımdan kelime düşmeyecek. Bay Yalaka T gelecek. Yağlayıp ballayacak kendisini terfi bekleyerek.

Bu böyle sürüp gidecek. İşler yürüyecek. Ama insanlar daha daha değişecek.

Namertliğin bile bir raconu vardı be gözüm, diyeceğiz.

– Patronlarının iyi reklamlı şirketini ayakta tutarken, kendi imajını en üst seviyeye çekmenin yolunu çalışma arkadaşlarını aşağılamak olarak belirlemişleri
– Yapılan her esprinin ardından iyiydi-iğrençti diye görüş bildireni
– Eline güç geçtiği zaman, güçsüzün üzerinde o gücü kullanıp kendini tatmin edeni
– Kendisinden güçlü olana her daim yalakalık edeni
– Kendisine hakaret edildiğinde ses çıkarmayanı
– Yaşadığı semt, giydiği tişört, içtiği içki adedi ve uykusuzlukla övüneni
– Verdiğin sırrı başkalarının yanında (kaş göz yaparak) söyleyecekmiş gibi yapan arkadaşı
– Kendini yayadan üstün gören şoförü
sevmiyorum arkadaşım.

Daha da çok aslında… Neyse bakalım…

Eş Anlamlı Kelimeler

Neden yaparız bilmiyorum. Ben de yaparım bazen. Yapmamaya çalışırım ama yine de olur. Eş anlamlı olan iki kelimeyi peşpeşe kullanıveririm.

Politikacılar ve diğer ünlüler de yapar bu yanlışı, bizim gibi sıradan halk da.

Az önce Abbas Güçlü yaptı yanımda. “İcatlar ve inovasyonlar” dedi.. Vurgu mu yapmış oldu, ne oldu anlamadım. Ama dedi. Muhtemelen farkeden çok az insan olmuştur. Gerçi bu eş anlamlısını söylemek değil, hem Türkçe’sini hem İngilizce’sini söylemek.

Acaba Abbas Bey’in içinde şöyle bir düşünce mi hasıl oldu?

» yazının devamı… →

Posta Gazetesi ReklamıPosta Gazetesi’nin yeni reklam filmlerini izlemişsinizdir. Şimdi bunların ilk reklam filmlerinde şöyle diyordu:

Angelina Jolie hamile,
İşsiz sayısı artıyor habire…

Sanki Angelina Jolie’nin doğmamış bebesi artırıyor işsizliği diye düşünmüş olacaklar ki, ikinci reklam filmlerinde “başbakan 3 çocukta ısrarlı” demişler. Düzeltme babında herhalde =).

» yazının devamı… →

Osmanoğlu'nun Sürgünü

Trt’de harika bir belgesele rastgeldim: Osmanoğlu’nun Sürgünü. Osmanoğlu Hanedanı’nın sınırdışı edilişini, bunun nedenlerini, sınır dışı edildikten sonra hanedan üyelerinin nasıl yaşamlar sürdüklerini gayet nesnel bir bakış açısıyla anlatıyor.

Farklı farklı kıta ve ülkelerde yapılan çekim ve geniş araştırmalar sonucunda ortaya çıkarılmış bu harika eseri seyretmek gerçekten bir ayrıcalıktı.

Osmanoğlu’nun Sürgünü isimli bu güzel eserin TRT kültürüyle hazırlanmış olması gerçekten çok iyi. Belgeselde uç ideolojilerinin çığırtkanlıkları gibi bir durum ve ucuz duygu sömürüleri yok.

» yazının devamı… →

Kağıttan Heykel Sanatı

Beringer markalı şarabın reklamcıları internetten Su Blackwell‘i buluyorlar ve kendisiyle iletişim kuruyorlar. Sonra 9000 yaprak kağıt ve altı kişilik bir ekip bu reklamı yaratıyor…

» yazının devamı… →

Zürih Oda Orkestrası

Bir orkestranın reklamını nasıl yapardınız? Müziğin bir duygu işi olduğunu 1 dakikada nasıl anlatırdınız. Üstelik oldukça sade… Zürih Oda Orkestrası toplanmış ve bunun cevabını vermiş. Biraz içim kalktı bazı sahnelerde ama gerçekten heyecan vericiydi.

» yazının devamı… →